18
OCA
2018

BALON PATLAR GÖKTEN ÇİNLİ YAĞAR MI?

Posted By :
Comments : 0

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’in 2017 yılı 4. çeyrek gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) verisi açıklandı. Buna göre Çin, 4. çeyrekte yıllık bazda yüzde 6,8 büyüdü. 2017′nin büyümesi ise yüzde 6,8 olan beklentilerin üzerinde yüzde 6,9 oldu.
Yüzde 6,9′luk büyüme 2016′da yüzde 6,7 büyüyen Çin ekonomisinde 2015′ten beri en yüksek hıza işaret ediyor. Çin, en son 2015′te yüzde 6,9′luk büyüme hızı yakalamış ve bu 2016′da yüzde 6,7 ile son 26 yılın en düşük oranına gerilemişti.
Çin, ilk kez 2013 yılında büyümeyi yatırımlardan tüketime kaydıracağını ilan etmişti. Aradan geçen zaman içerisinde rakamlar bu hedefte öyle büyük bir yol alındığına işaret etmedi. “Mini Mao” olarak da adlandırılan Devlet Başkanı Şi Cinping geçtiğimiz yılki Komünist Parti kongresinde “Yeni Normal” söyleviyle bu hedefin bir kez daha altını çizdi.
Çin’de büyüme uzun yıllardır sabit yatırımlar tarafından geliyor. Bu da beraberinde kamu borçluluğu ve yapısal reform ihtiyacını getiriyor. Bu taraftaki kırılganlıklar sürse de son gelen veriler, en azından şimdilik Çin ekonomisi için öngörülen sert iniş senaryosunun ya da 2017’nin başındaki yavaşlama endişelerinin bir süreliğine ortadan kalktığına işaret olarak okunabilir. Bu piyasalar için önemli ama büyük resimde değişen bir şey yok. En azından bizim görebildiğimiz kadarında.
Kapalı kutu
Çin kapalı kutu. Ekonomisi de öyle. Finanstan gayrimenkule pek çok alanda hükümetin eli kuvvetli. Rakamları sorgulamak zor. Ancak dünya ticaretinin önemli ve giderek daha önemli bir parçası haline gelen bir ekonomi olduğu için zor da olsa anlamaya çalışıyoruz.
İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr Altay Atlı son büyüme rakamı Şi Cinping’in de altını çizdiği yeni normale uyumlu olabilir diyor. Söz konusu performansı tetikleyen sebepleri, Çin ekonomisinde hane halkı gelirlerindeki artış ve tüketime yansıması, bununla birlikte küresel ekonomilerdeki toparlanma ve Çin ürünlerine ilginin artması ve bunun Çin’in ihracatına katkı yapması olarak özetleyen Atlı, “Bunlar veriyi bir miktar yukarı çekmiş olabilir” diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor:
“Çin’in GSMH’sı içinde en büyük payı sabit yatırımlar alıyor. Bunun azaldığını görüyoruz. 2017’nin ilk 3 ayında yüzde 2,2 gibi bir artış, 3. çeyrekte azalma söz konusu. Sabit varlık yatırımlarının büyümedeki payı azalırken yerine ne konacağı önemli. Ama asıl önemlisi Çin büyüme modelini değiştiriyor. Yatırıma aşırı bağımlı bir ekonomiden çeşitlendirilmiş bir büyüme modeline, bunun içerisinde de özellikle tüketime dayalı bir modele doğru ilerliyor.”
Yine son rakamlara dönecek olursak, bugün büyüme verilerinin yanı sıra perakende ve sanayi verilerini de aldık.
Tüketim harcamaları 2017 büyümesinin yüzde 58,8′ini oluşturdu. İhracat ise yüzde 9 paya sahip. 2016 büyümesinde dış ticaret negatif katkı yapmıştı, tüketim ise yüzde 64,6 pay almıştı.
Aralık ayında perakende satışlar yıllık bazda yüzde 10,2 olan beklentilerin altında yüzde 9,4 olarak gerçekleşti. 2017 yılında perakende satışlar yüzde 10,3 olan beklentilerin altında yüzde 0,2 artmış oldu.
Aralık’ta sanayi üretimi ise yüzde 6,1 olan beklentilerin üzerinde yüzde 6,2 artışa işaret ederken 2017 yılının sanayi üretimi artışı yüzde 6,6 olan beklentilere paralel gerçekleşti.
Uluslararası Piyasalar Uzmanı Şant Manukyan, bu rakamlara bakarak değişen bir trendden söz etmek için erken olduğunu söylüyor. Çin’in büyüme modeli değişti demek için bu değişimi 10-15 çeyrek daha rakamlarda görmemiz gerektiğine işaret ediyor ve “Normalleşme için asıl olması gereken devletten hane halkına servet transferidir” diye konuşuyor.
Çin büyürse kime ne yararı olur?
Ez cümle Çin ekonomisi 2017’yi beklenenin aksine büyümeyle kapattı. Peki bunun Çin’den başka kime ne faydası olabilir. Mesela bize Türkiye’ye ne faydası var:
Son zamanlarda Türkiye’nin Çin ile ticari ilişkilerinde gözle görülür bir artış var. Liman yatırımlarından banka kurmaya Çinliler Türkiye’ye ilgili. Bunun iki nedeni var. Birincisi hem Çin artık eski Çin değil hem dünya ticareti değişiyor. Bugüne kadar ucuz işgücü ile rekabet avantajı kazanan Çin, bundan sonrası için aynı avantaja sahip değil. Bunun yerine niceliksel değil niteliksel bir şey koymak durumunda. Dr Altay Atlı, “Şimdilerde yeni bir çerçeve söz konusu. İpekyolu bu kapsamda yeni normalin önemli bir aracı olacak” diyor. Türkiye de işte bu çerçevede, İpekyolu kuşak projesinde bulunuyor. Çin’in İran ile ilişkileri Yunanistan’a yatırımları da aynı kapsamda okunabilir.
Diğer yandan IMF, MSCI ve son olarak Bundesbank’tan gelen açıklamaları düşünecek olursak (Yuan’ın rezerv para olarak tutulabilecek olması) sermaye piyasalarını da kaybolan rekabet avantajının yerine koymak üzere adım attıklarını düşündürebilir. Şant Manukyan, “Şu anda sembolik olarak başlayan bu süreç yavaş yavaş gelişecek” diyor.
Bu arada Çin ve dünya ekonomileri tavuk yumurta ilişkisinde… Çin dünyada ihracatı en yüksek ülke. Dünyaya mal satarak büyüyor. Dünya da Çin’den mal aldıkça büyüyor. Sonuçta Çin’in büyümesi önemli hammadde fiyatlarını düşürüyor. Bu da dünyanın geri kalanının büyüme ivmesini hızlandırıyor. Çin büyüyor dünya büyüyor, dünya büyüyor Çin büyüyor.
Resmin görebildiğimiz kadarı büyük resme dair doğru ipucu veriyorsa ya da yanılıyorsak balon ya da balonlar varsa… İki türlü de sonuç aynı olacak gibi:
7 milyar 200 binlik dünya nüfusunun 1 milyar 384 binini taşıyan Çin’den başımıza birkaç bin Çinli yağabilir.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *