26
HAZ
2018

BİZE HİKAYE DEĞİL NORMALLEŞME LAZIM

Posted By :
Comments : 0

Türkiye bir seçimi daha geride bıraktı. Bu kez değişen yönetim sisteminin ilk Cumhurbaşkanı’nı ve Meclis’ini seçtik. Resmi olmayan sonuçlara göre; Türk halkının kararı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ve AKP ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın yüzde 53,6 oy oranına ulaşarak 600 sandalyeli Meclis’te çoğunluğu elde etmesi yönünde oldu.
Seçim sonrası piyasadaki ilk fiyatlamalara baktığımızda bir miktar pozitif algı olduğunu görmek mümkün; TL değer kazandı, faizler geriledi, borsaya ilk seansta alım geldi. Sonrasında ise sert bir satış dalgası ve yeniden başladığımız yere geri döndük. Dolar yükseliyor, borsa düşüyor, faizler yeniden yukarıda.
Nedeni basit: Nisan ayında erken seçim kararını almış, ardından piyasada çok sert bir oynaklık yaşamıştık hatırlarsanız. Hikaye ne orada başladı ne de orada bitti.
Dünyada güçlenen dolar, FED başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının bilanço küçültme için start vermiş olmaları, haliyle piyasadaki likiditenin daralmaya başlaması, 2008 global krizi sonrası gelişmiş ülkelerden çıkıp uzunca bir süre gelişmekte olan ülkelere giren paranın artan faizlerle çıktıkları yere geri dönmeye başlaması, Trump’ın korumacı politikaları ve ticaret savaşları derken yılbaşından bu yana ters bir dalganın üzerindeyiz. Üstelik bizde siyasi gerginlik, jeopolitik risk, yüksek enflasyon derken benzerlerimizden (diğer gelişmekte olan ülkelerden) de negatif ayrışıyoruz.
Seçim belirsizlik yaratan risklerden sadece biriydi. Geçti bitti ama diğer riskler hala yerli yerinde duruyor.
Yükselen dolar şirketlerin borçlarını neredeyse özkaynak büyüklüğüne kadar ulaştırmış durumda. Yine yükselen dolar enflasyonu hızlı bir geçişgenlikle yukarı taşımaya devam ediyor. Üretici fiyatlarındaki artış tarihi yüksek seviyelerde. Yani şirketleri sadece kur değil kurun dolaylı etkisiyle girdi maliyetleri de vuruyor. Vatandaş enflasyonun yanı sıra piyasada oluşan fiyat dengesizliklerinden ötürü şimdilerde patates soğandan bile dertli.
Ekonominin toparlanmaya ihtiyacı var. Seçilmişlerinin gündeminde ilk sıraya konmaya…
Bunun için yine yeni bir hikaye yazmamız gerektiği konuşuluyor. Oysa bana kalırsa yeni bir hikayeye değil bildiğimiz hikayeye geri dönmeye yani normalleşmeye ihtiyacımız var.
Bu normalleşme özetle 3 alanda olmalı.
Birincisi OHAL kalkmalı, dış siyasette dengeli adımlar atılmalı.
İkincisi ayağımızı yorganımıza göre uzatmalı mali disiplini yeniden sağlamalıyız. Bu büyümeden fedakarlık etmek; tüketime dayalı harcamaları kısmak demek.
Üçüncüsü de mali politikaya paralel bir para politikası gütmek gerek. Bu da öncelikle Merkez Bankası’nın atması gereken adımları atmasına imkan vermek anlamına geliyor.
Piyasa da iş dünyası da vatandaş da bu sıraladıklarımın çok iyi farkında. Yeni yönetimin de bu farkındalığı göz ardı edeceğini düşünmüyorum. Herkes üzerine düşeni yaparsa aniden refaha kavuşmasak bile çok ciddi rahatlarız. Aksi halde tablo bugünden farklı olmaz hatta daha kötüye gider.
Türkiye hak, hukuk, adalet, sevgi, emek ve güleryüzle kalkınır. Hikaye sonra zaten yazılır.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *