22
EYL
2016

KÜÇÜLEN DÜNYADA TÜRKİYE BÜYÜR MÜ?

Posted By :
Comments : 0

Çok değil bundan 10 yıl kadar önce, satılığa çöp çıkarsanız alıcı buluyordu. Global ekonomilerde büyüme son derece hızlı ivmeleniyordu. Fakat aradan geçen zamanda büyüme önce yavaşladı. Sonra durma noktasına geldi. Sistem tıkandı ve bir türlü açılamıyor.
Bunu kapitalist sistemin çöküşü olarak yorumlayanlar var.
Merkez Bankaları’nın elindeki araçlar etkisizleşirken itibarları hızla düşüyor. Mali politikalar siyasi gerekçelerle eksik kalıyor. Kimse “acı reçete”yi uygulamaya yanaşmıyor.
100-150 bin tonluk gemilerle taşınan hammadde miktarlarını, özetle dünya ticaretini gösteren Baltık Kuru Yük Endeksi 2009’da gerilemeye başladı. Bugün krizin hemen ardından düştüğü seviyelerin de altında. Sanayide kullanılan demir cevheri, bakır ve kömür rakamları düşüyor.
ABD ekonomisinin kötü olduğu dönemde dolar değer kaybederken emtia paralel bir para piyasası gibi çalışmış ve çok yüksek değerlere çıkmıştı. Şimdi yön tersine döndü. Dolar endeksi yükseliyor. Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımı doları daha da güçlü kılacak bir aksiyon. Dolayısıyla faiz artışı dolar endeksini yükseltirken emtiayı daha da baskı altına alabilir. Avustralya, Brezilya, Kanada, petrol üreten ülkeler, Güney Afrika..pekçok ülke sıkıntıya düşebilir. İşte pekçoklarına göre FED bu yüzden çekimser kalıyor çünkü bu tabloya da itibar ediyor.
Örneğin Ekonomist Ziya Akkurt, dünyada büyümede belli bir sona gelindiğini söylüyor ve ekliyor:
“Makro düzeyde bakılacak olursa kartlar yeniden dağılacak ve birileri kaybedecek. İnşallah kaybedenlerden biri biz olmayız.”
Bazılarına göre ise düşen emtia ve yükselen dolarla iyice ağzını açmış aç bir timsaha benzeyen global ekonominin Türkiye’yi yutmaması mümkün.
Bu sabah Yatırım Bülteni’nde ağırladığım Ekonomist Yazar Ege Cansen’e göre ekonominin büyümesi için büyük denizlere açılmak lazım. Türkiye’nin de dışa dönük, ihracata dayalı bir ekonomi politikasıyla büyümesi mümkün. Cansen şöyle diyor: “Kalıcı, bizi orta gelir tuzağından çıkaracak politika ihracata dayalı büyümedir. Buna da sanayi ürünleriyle gidebiliriz.”
Peki tüm dünyada maliyetlerin arttığı, yatırımların yavaşladığı bir dönemde sanayici nasıl üretim yapacak?
Ege Cansen şöyle yanıtlıyor:
“ İhracata dayalı iş yapan bir sanayici için finansman gideri önemli değildir. Çünkü döviz kredisi kullanır parasını da dövizle tahsil eder. Develuasyon olmuş olmamış fark etmez. Ayrıca dünyada da bugün döviz faizleri düşük. İhracat yapan sanayici için hammadde maliyeti de önemli değil. Dünyanın neresinde ucuz mal varsa alır burada üretir üzerine katma değer koyar ve yine dışarıya satar. Geriye iki temel unsur kalıyor. Biri ulaştırma giderleri diğeri işçilik.
DENİZİ DOLDURMALIYIZ Ulaştırma gideri dediğimizde lojistiğin hem ithalat hem ihracat tarafında önemi büyük. Bu bizi deniz kenarına götürüyor. Demek ki sanayinin deniz kenarına konumlanması gerekiyor. Peki deniz kenarında yeterince alan var mı? Yok. O zaman denizi doldurmamız lazım. 10-20 bin dönümlük deniz doldurma yapmalıyız. Bunu özellikle de demiryolu ve karayolu irtibatı olan yerlere yapmalıyız. Denizi doldurarak yeni organize sanayi bölgeleri inşa edebiliriz. Tarihte de ticaret hep su kenarında yapılmıştır.
ESNEK İSTİHDAM, PAHALI DÖVİZ Bugün üstü kapalı utanarak söylenen esenek istihdam denen bir şey var. İhtiyacın kadar adam al, ihtiyacın bitince çıkar. Kolay al kolay çıkar. Sendikaların hiç sevmediği. İstihdamın döviz fiyatı cinsinden maliyeti önemli bir de. Rekabet ettiklerimizle döviz bazında rekabet ediyoruz. Burada da pahalı döviz mi ucuz döviz mi sorusu devreye giriyor. Biz enflasyonu baskı altında tutmak için değerli TL politikası uyguluyoruz. Oysa pahalı döviz gerekiyor.”

Deniz kenarında yatırım, pahalı döviz, esnek istihdam… 3 acı ilaç. Ege Cansen’e göre gerçek teşvik unsurları bunlar. Yapısal reform bunlar demek. Peki bu acı ilacı kim içerecek? Geleneksel akla zor gelen yapısal reformları kim hayata geçirecek? Asıl sorun burada.

Yoksa deniz büyük:

Dünya ekonomisinin büyüklüğü 80 trilyon dolar. Biz bugün buradan sadece yüzde 1 pay alıyoruz. Dünya ne kadar yavaşlarsa yavaşlasın bize büyümek için alan var.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn1Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *