30
KAS
2016

KÜRESELLEŞMENİN SONU MU?

Posted By :
Comments : 0

Serbest ticaret, insan hakları, global yaşam fikri artık eskisi kadar popüler değil. Nedeni basit: “Küreselleşme” artık emeği değil sermayeyi besliyor. Geçmişte küreselleşmeyle gelen paranın yüzde 60’ı emeğe yüzde 40’ı sermayeye giderken şimdi yüzde 60’ı sermayeye, yüzde 40’ı emeğe gidiyor.
Trump’ın seçilmesi, Avrupa’da sağ partilere desteğin artması, küresel işbirliklerinin büyük parçalar yerine küçük parçalar halinde şekillenmesi hep bu yeni resmin neticesi.

*

Amerika’da lise ve altı eğitim almış 90 milyon kişinin neredeyse yarısının işsiz olduğu konuşuluyor. Bu rakam teyide muhtaç ama teyide muhtaç olmayan bir gerçek var ki eğitimli iş sahibi ve eğitimsiz işsiz bireyin talepleri arasındaki fark büyük. Eğitimli ve iş sahibi birey hala insan haklarından, serbest ticaretten, global yaşam fikrinden yana…eğitimsiz ve işsizlerse bunlarla pek ilgilenmiyor. Söz konusu Amerika değil İtalya ya da İspanya, Portekiz, Brezilya ve hatta Türkiye olsa da durum değişmiyor. Tablo hemen her yerde az çok aynı şekilleniyor.

Son 3 dönemdir tüm rating kuruluşları Brezilya’nın ratingini düşürmüş durumda. Ekonomi daralıyor. 250 milyonluk nüfusuyla ülke siyasi darboğazdan da çıkamıyor. İşçi Partisi lideri ve devlet başkanının yolsuzluk iddialarıyla suçlanmasıyla birlikte Brezilya’da bir devir kapanmış durumda. Ve yeni dönem belirsizlikle dolu.

İtalya bu haftasonu Renzi’nin yeni Anayasa paketini oylayacak. Pekçok ekonomik kemer sıkma tedbirine zemin oluşturacak Anayasa değişiklikleri onay alırsa da almazsa da ülkeyi zor günler bekliyor.
Hali hazırda işsizliğin yüzde 11,6 olduğu İtalya’da büyüme yok denecek kadar az ve önümüzdeki dönem beklentileri daha da düşük rakamlara işaret ediyor.

10 milyon nüfuslu Portekiz’de de işsizlik yüzde 11,4 düzeyinde. Ülkenin bütçe açığı var ve büyüme oranı sadece yüzde 1,6. Gelecek yıla yönelik beklenti yüzde 1,2 düzeyinde.

En iyi Türkiye’deki tabloyu biliyoruz: Hızla yükselen kur sadece moral bozmakla kalmıyor, ekonomik aktiviteyi de negatif etkiliyor. Döviz açık pozisyonu olan şirketler için tablo kötüleşirken yatırımlar azalıyor, büyüme yavaşlıyor. İşsizlik artmaya devam ediyor. (Eylül 2006 rakamı yüzde 11,3) Enflasyon yükseliyor. Yeni Anayasa ve Başkanlık tartışmaları siyasi gerginliği tırmandırırken terör ve yanıbaşımızdaki savaş riski artırıyor.

Vatandaşın algısıysa bölünmüş durumda.

Habertürk Gazetesi’nin Andy-Ar’a yaptırdığı ankete bakın:
15-17 Kasım tarihleri arasında bin 516 kişiyle görüşülerek hazırlanan anket çalışmasında katılımcılara Avrupa Bilrliği’nden Başkanlık sistemine kadar pekçok konuda fikirleri sorulmuş
Cumhurbaşkanlığı sistemini onaylar mısınız?’ sorusuna ‘Evet, onaylarım’ diyenlerin yüzdesi 47,1. ‘Hayır, onaylamam’ diyenlerin oranı yüzde 41,3.
AB’ye üyelik müzakerelerin durdurulmasını olumsuz görenlerin oranı yüzde 47,4. ‘Müzakerelerin durması olumlu’ diyenlerin yüzdesi 44,3. “Türkiye AB’den uzaklaşıyor mu?” sorusunu her 4 katılımcıdan 3’ü “Evet” diye yanıtlamış. Avrupa’yı göçmen sorununda samimi bulmayanların oranı yüzde 86,7 olurken, Türkiye ile Rusya ilişkilerini destekleyenler yüzde 86,6 düzeyinde gerçekleşmiş.

*

Küreselleşme sürecinde gelişmiş ekonomilerde orta sınıf fakirleşirken gelişmekte olan ülkelerde zenginleşti. Gelir adaletsizliği her yerde artarken bu durum sözü edilen eğitimsiz işsiz bireylerin sayısını ve taleplerinin sosyal ve siyasal karşılığını artırdı.
Konu bu.

Şimdi soruyoruz:

Avrupa Birliği tek seçenek mi?
Şangay 5’lisi yetmez mi?
TL yeniden değer kazanır mı?
Yeni Başkan Trump ile Ortadoğu’da savaş biter mi?

Küreselleşme şayet bitiyorsa tüm bu soruların yanıtı uzun bir süre “hayır” olur. Ya da “evet” yanıtını bulmak istiyorsak çabucak, denklemi baştan okumak yazmak gerekiyor. Zira yeni dünyada artık 2 bildiğimiz 2 değil, 2+2 de bildiğimiz gibi 4 etmiyor.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *