28
ŞUB
2018

Nüfusu tanımak neden önemli?

Posted By :
Comments : 0

Pek çok açıdan…siyasetin de iktisatın da tıbbın da gelişimi nüfus dinamikleriyle paralel.. Demografi sadece süslü bir kelime değil, bunun çok ötesinde, pek çok işe yarayan pek faydalı bir araç. İsviçre çakısı gibi…Neresinden tutarsanız tutun sizi bir sonuca götüreceği garanti.
Buyrun bakalım:

2017 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (ADNKS) sonuçları temel alınarak TÜİK tarafından yapılan son analizlere göre 80 milyon 850 bin 525 kişi olan Türkiye nüfusunun, 2013 yılında 86 milyon 907 bin 367 kişiye, 2049 yılında ise 100 milyon 331 bin 233 kişiye ulaşması bekleniyor.
Yine aynı hesaba göre Türkiye’nin göz bebeği İstanbul’un nüfusu 2023 yılında 16.3 milyona ulaşacak.
Bu arada nüfus yaşlanmaya devam edecek. Mevcut eğilimlerin devam edeceği varsayıldığında, ortanca yaşın 2018 yılında yüzde 32, 2023’te yüzde 33,5 ve 2040’a gelindiğinde 38,5 olması bekleniyor. Yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfusa oranının ise 2018’de 8,7 2023’te yüzde 10,2 ve 2040’da da yüzde 16,3 olacağı öngörülüyor.
Ayrıca projeksiyona göre, çalışma çağında bulunan 15-64 yaş grubundaki nüfus oranı azalıyor. Bu yıl yüzde 67,8 olduğu hesaplanan oran 2023’te 67,2, 2040’da yüzde 64,2, 2080’e gelindiğinde yüzde 58,7’e düşecek.
Doğum oranı da düşüyor. 0-14 yaş grubundaki nüfusun toplam nüfusa oranı 2023’te yüzde 22,6’ya 2040’ta yüzde 19,3’e 2080’de yüzde 15,7’ye gerileyecek.

DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK

Peki bu rakamlar ne anlatıyor?
Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr.Didem Danış’a sordum. Özetle şunları söylüyor:

*Doğurganlık oranımız durağanlaştı, düşüyor. Nüfus artmaya devam edecek ama eskisi kadar yüksek bir artış hızımız olmayacak. Doğurganlığın düşmesi, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte nüfusun yaşlanmasını da beraberinde getiriyor. Şu anda 65 yaş ve üzeri nüfusun toplamdan aldığı pay 8,7 iken 5-6 yıl içinde yüzde 10’lara yaklaşması bekleniyor. Türkiye nüfusu yaşlanıyor yani her zaman övündüğümüz genç nüfus algısında bozulma kaçınılmaz.

*Ailelerin artık daha az sayıda çocuk sahibi olmasının önemli bir nedeni şehirleşme. Türkiye toplumu bundan 30 yıl öncesine kadar bile daha çok randa şehirlerde yaşıyor. Hatta şehirlerde yaşayanların da yarısı metropollerde yaşıyor. Bu da büyük kentlerin müthiş bir cazibe merkezi olmaya devam ettiğini gösteriyor. Büyük şehirlerde yaşam da daha az çocuk sayısına sebep oluyor. Biz bunu toplumsal kültürel bazı öğelerde bile görüyoruz. Örneğin daha önce hiç yapılmayan “baby shower” kutlamaları gündelik yaşama giriyor. Önce Batı’ya açık gelir düzeyi yüksek gruplarda gördüğümüz bu olgu şimdi neredeyse toplumun her kademesinde görülmeye başlandı. Daha bebek doğmadan bebek kutlamalarının yapılması bile kültürümüzdeki değişimi gösteriyor. Eskiden buna “doğmamış çocuğa don biçmek” denirdi. 1980’lere kadar ne yazık ki ülkemizde bebek ölüm oranları yüksekti. Bu da beraberinde bir kaygıyı getiriyordu. Bugün daha az çocuk doğuruyoruz. Bebek ölümlerimiz ise çok daha düşük, Avrupa standartlarına gelmiş durumda. O yüzde çocuk doğumları daha anlamlı bir hal almış durumda.

*İlk defa 2015-2016 yıllarında İstanbul’a gelen göç İstanbul’dan giden göçten daha az oldu. İstanbul’a biz taşı toprağı altın ve göç çeken bir yer olarak bilirdik. Bunun çok temel nedenleri var. Birincisi sanayi İstanbul’dan çıkıyor. Özellikle de hemen yakınında bulunan Tekirdağ, Çerkezköy, Kocaeli gibi bölgelere kayıyor. Bu da oralardaki faaliyetlerde çalışacak olanların da İstanbul dışına çıkması anlamına geliyor.

İkincisi hepimizin bildiği gibi İstanbul artık çok pahalı bir şehir. Şu anda Türkiye nüfusunun yüzde 18 gibi bir oranı İstanbul’da yaşıyor ama İstanbul’un bu oranın çok çok ötesinde bir ekonomik katkısı söz konusu. Gündelik yaşam hem maddi hem manevi maliyetli. Bu da göçü destekliyor. Özellikle emeklilik döneminde İzmir, Muğla gibi yerlere göç bunun parçası. Yavaş Yavaş göç edilmiş yerlere geri dönüş de var. Örneğin Ordu’ya, Giresun’a tersine göçün arttığını görüyoruz.
Yine de Türkiye’de 5 büyük şehir var. İstanbul İzmir Ankara Bursa ve Antalya. Bu 5 şehir önümüzdeki 40 yılda da çok büyük radikal bir değişim olmazsa en büyük 5 şehir olmaya devam edecek. Hemen arkalarından da metropol özelliği taşıyan Kayseri, Konya, Samsun gibi bölgesel cazibe merkezlerinin göçü çeken yeni bölgeler haline geldiğini görebiliriz.

ÇOK İYİ TÜKETİYORUZ

Çocuk sayısının azalması, çocuğa verilen önemin artmasına, çocuk merkezli hayatların yaygınlaşmasına, çocuk prens ve prenseslerin domine ettiği orta sınıf hayatların daha gözle görünür olmasına sebep oluyor. Bu trend sürecek. Çocuk sayısı azalmasına rağmen verilen önem çocuk ürünleri pazarının büyümesine imkan verecek. Bunu zaten şimdiden görüyoruz. Görmeye devam edeceğiz.
Nüfus yavaş yavaş orta yaş ve yaşlanmaya gittiğinden dolayı bu yeni grubun da tüketimde önemli bir grup olarak ön plana çıkacağını söyleyebiliriz.
Tasarruf konusunda ise bilinçlenme şart. Özellikle gençlerde bilinçsizlik var. Oysa çok ciddi bir tasarruf eğitimi verilmeli. Bugünün gençleri yaşlandıklarında çok kalabalık bir yaşlı nüfus olacak. Bugün Batı Avrupa’da olduğu gibi büyük ihtimalle devletin baş edemeyeceği büyüklükte bir yaşlı nüfus olacak. Dolayısıyla bugünün gençlerinin yaşlılık dönemleri için tasarruf etmesi elzem. Bunu Avrupa’da gördük; 60’lı yıllarda çok ciddi bir doğurganlık döneminde doğmuş kişiler bugün artık yaşlı nüfus oldular. Bu süreçte örneğin Fransa’da Almanya’da doğurganlık aynı oranda artmadığı için bu yaşlı nüfus hem devlete hem gençlere yük olmaya başladı. Biz bunun çok benzerini önümüzdeki 30-40 yıl içinde yaşayacağız.
Şimdilerde hala tüketim kültüründeyiz. 80 öncesindeki gibi tüketimin yerini tasarruf almazsa bugünün gençlerinin yarın işi zor.
Teknolojide de yine tüketiciyiz. Üretiminde yokuz ama tüketimde çok iyiyiz. Burada da yine önemli bir nokta teknoloji okur yazarlığı. Örneğin yaşlılar dışlanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın bugün çok güzel bir hizmeti var. İnternet üzerinden doktor randevusu alabiliyorsunuz. Ancak ihtiyaç duyan yaşlılar gençlerden yardım alıyor. Buna “Yaş ayrımcılığı” deniyor, özel bir adı da var. Teknoloji yaygınlaştıkça gelişmelerden uzak kalan yaşlıların dışlanması, kendilerini yararsız ve toplumun dışında hissetmelerine sebep oluyor. Özellikle 65 yaş üstü teknoloji okur yazarlığı düşük kişilerde sıkıntı artacak gibi görünüyor.

KAĞIT ÜZERİNDEKİ EŞİTLİK

Kadın ve erkekler olarak hali hazırda nüfus anlamında eşitiz. Erkek nüfus 40 milyon 535 bin kadın nüfus 40 milyon 275 bin düzeyinde. Ancak nüfusta rakamsal olarak eşit olsak da toplumsal olarak eşit değiliz. Bunun en bariz göründüğü yerlerden biri istihdam. 2017 verilerine göre erkeklerde işgücüne katılım yüzde 72 iken kadınlarda bu oran yüzde 33. Ve bu katılımın önemli bir bölümü de tarımsal alanda, aile işletmelerinde tarım işçisi. Ücretli çalışan kentli eğitimli kadın Türkiye nüfusu içinde ne yazık ki istisnai bir grubu oluşturuyor. Büyük kentlerde eğitime erişim artması bu rakamların daha iyiye gidebileceğine dair umut verse de mevcut tablo ne yazık ki çok ciddi bir eşitsizliğe işaret ediyor.
Genç işsizliği (15-24 yaş arası) erkeklerde yüzde 20 iken kadınlarda yüzde 25-28. Çok yüksek değilmiş gibi görünebilir ama burada daha önemli bir grubu ne eğitimde ne istihdamda olan kesim oluşturuyor. Ne okula giden ne çalışan kadınların oranı yüzde 33’e çıkıyor. Biz bunlara ev kızı diyebiliriz, evlenmeyi bekleyen genç kadınlar diyebiliriz ama ekonomik hayatın maalesef dışında kalan çok kalabalık bir genç kadın nüfusu olduğunu, bunların orta yaşlarda da yine ekonomik hayata katılımlarının doğrudan olamayacağını göz ardı etmemeliyiz.

Sevgili arkadaşım eğitimci Erdinç Kutal, satışın olmazsa olmalarını fiziksel ve mental hazırlık, doğru ihtiyaç analizi, faydaların etkili sunumu, müşteri itirazlarıyla başa çıkma, satın alma sinyallerini doğru okuma olarak sıralıyor. Bu başlıklar değişmiş değil ama demografiyi takip eder bilirseniz pek çoğuna otomatikman hazır sayılırsınız.
Kolay gelsin.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *