19
OCA
2016

Şark işi “Operasyon Argo”

Posted By :
Comments : 0

Hollywood starı Ben Affleck’in yönetmen koltuğunda oturduğu Oscar’lı Argo filmini hatırlıyor musunuz? İşte hikaye o filme konu olan olayla başlıyor. Yıl 1979. Tahran’da aktivistler ABD elçiliğindekileri rehin alır. ABD’li diplomatlar bu aksiyon filmine konu olan heyecanlı bir operasyonla İran’dan kaçmayı başarır. Sonrasında “Soğuk Savaş” başlar. İran’a ilk yaptırımlar bu olayın hemen ardından gelir. Aynı yıl İran’ın ABD bankalarındaki varlıkları dondurulur.
36 yılda tümden ekonomik ambargoya evrilen bu süreç, nihayet geçtiğimiz günlerde, resmi olarak 16 Ocak 2016′da sona erdi. 36 yıllık tutsaklığın ardından İran ekonomisi şimdi yeniden dünyaya entegre oluyor.
80 milyon civarındaki nüfusu, eskimiş yenilenmeye muhtaç altyapısı, Rusya’dan sonra sahip olduğu dünyanın en büyük ikinci petrol rezerviyle İran, yeniden iştah kabartan bir pazar olarak karşımızda duruyor. Yemen olaylarının gerginliği tırmanırken Sudiler, Ortadoğu kana bulanmışken İsrail, ABD ve Rusya dinamikleri ve hatta Çin açısından bile dengeleri değiştirecek ve belki de bir süre çok kafa yormamızı gerektirecek bu durum, hiç şüphesiz Türkiye için de yeni bir döneme işaret ediyor. Geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana yazıp çizildiği üzere yeni dönemde İran, Türkiye için “hem fırsat hem tehdit”, ya da bir başka deyişle “hem ortak hem rakip” olabilir.

Fırsatlar ve tehditler

İran’da Cumhurbaşkanı Ruhani taraftarlarının başı çektiği reformcu kanat, İran’a yönelik yaptırımların kalkmasında çok çaba harcadı ve elde ettiği sonuçla gücünü artırdı. Bu durum İran’ın hızla dışa açılacağı anlamında yorumlanıyor. Sürecin o kadar da hızlı olmayacağını söyleyenler de var..
Ruhani yaptırımların resmen kalkmasının ardından yaptığı açıklamada, iştahla İran pazarına yönelenlere şunu söyledi:” Ekonomik yaptırımların uygulandığı günlerde İran’la ticarete devam eden ülkelere öncelik tanıyacağız.” Bu Türkiye için, şayet Ruhani sözünü tutarsa, iyi haber çünkü Türkiye yaptırımlar süresince İran’a çok destek oldu.
Diğer yandan bu süreçte başta Fransızlar olmak üzere Avrupa ülkelerinin de İran’la ilişkiyi hiç kesmediği biliniyor. Dolayısıyla özellikle ağır sanayi, katma değerli ürünler tarafında Türkiye İran pazarında Avrupalı devlerle rekabet etmek durumunda.
Öte yandan gıda, tekstil, hazır giyim, hızlı tüketim ürünleri, finans, inşaat, petrokimya, turizm gibi pekçok sektörde fırsatları sıralamak mümkün. Kısa vadede yaptırımların kalkmasının olumlu psikolojik etkisinin bile talebi artırması bekleniyor. Ticaretin ve finansmanın serbestleştirilmesi ve bloke edilmiş İran parasının serbest bırakılmasıyla tüketim malı ithalatının hızla artacağı öngörülüyor.

Peki ya sonra?

Sonrası için gelecek 10 yılı düşünelim. Buna da orta vade diyelim ve İran’da aslında değişen bir şey yok diye not düşelim. İran’a yönelik yaptırımlar kalktı, İran ekonomisi dünyaya açılıyor ama İran hala otoriter bir rejim. İran’ı hala Mollalar yönetiyor, yaklaşım ve güvenlik konsepti değişmiş değil. İran ekonomisinin önemli bir bölümü Devrim Muhafızları yani askerin elinde. Karar verici kamu.
Bu durumda reel sektörden önce kamu otoritelerinin yani devletlerin karşılıklı ilişkileri geliştirmesi büyük önem kazanıyor. Hazır giyimcilerin, lojistikçilerin, ticaret odalarının çabaları bir süredir devam ediyor, yeni dönemde de edecek. Geçtiğimiz Eylül’den bu yana İran pazarına yönelik çalışmalar yapan işadamları önemli de bir yol katettiler ama bundan sonrası için devletin desteği şart. Aksi halde büyük İran pazarında rakip bulmak ortak bulmaktan çok daha kolay olabilir.

Şark hesabı

Serbestinin rejimin değişmesine yol açıp açmayacağı bugünün konusu değil ama BloombergHT yazarı sevgili Vedat Özdan’ın İran hakkında yazdığı bir makalesinde sorduğu üzere
“İran rejimi bundan sonra ‘Arap Baharı’ veya ‘Turuncu Devrim’ türü gelişmelerle mi, yoksa tedrici kurumsal iyileştirmelerle mi değişecek”
Bu önemli bir soru işareti.

Bana kalırsa bu sorunun yanıtı fizikte saklı. Esneyen uzar. Eğer sistem esneklik kazanıyorsa daha uzun süre devam edecek demektir. Yani İran yeni dönemde düne göre daha sıkı bir politika izleyebilir. Serbestinin İran rejimini yıkmaya dönelik faaliyetlere yol açabileceği korkusuyla İran’da faaliyet gösterecek her şirketin atacağı adımları titizlikle inceleyip önlerine engeller koyabilir, kontrolü kendisinde olmayacak hiçbir işe girmeyebilir. O nedenle her ihtimali düşünüp Şark işi hesap yapmak gerekiyor.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *