24
MAR
2015

Türkiye ekonomisi için kırmızı alarm!

Posted By :
Comments : 0

İşler karışık…Bir yanda kafa karıştıran siyasi gelişmeler, diğer yanda bozulan makro göstergeler, ..

Seçimlere yaklaşık 2,5 ay gibi bir zaman kala, hükümetten gelen söylemlerle birlikte ortaya çatışmacı bir görüntü çıkmış durumda. Siyasetin dinamikleri bir yana, global piyasalardaki dalgalarda sörf yapan Türkiye ekonomisi için ortaya çıkan bu görüntünün yatırımcı nezdindeki algısı önemli. Hepimiz biliyoruz ki yatırımcı için siyasi istikrar önemli. Bunu tehdit eden her unsur fiyatlamaya negatif yansıyor. BloombergHT yayınlarına katılan piyasa uzmanları da bunu söylüyor: “Bu görüntü sürerse fiyatlamalara negatif etkisi olacaktır.”

19 Mart’taki FED toplantısından bu yana dolar endeksinde gerileme var. Euro’daki yükseliş de bu trendi tetikliyor. Gelişen ülke para birimleri de son bir haftadır dolar karşısında daha rahat. Türk Lirası, 19 Mart’tan bu yana dolar karşısında yüzde 3 değer kazandı. Hali hazırda gelişen ülke kurları içerisinde en fazla değer kazanan 8′inci para birimi konumunda.

Ancak bir hafta öncesinde ise tablo oldukça sıkıntılıydı. Sert yükselen dolar, Dolar/TL’yi 2.65′e yaklaştırdı. Kur, 13 Mart’ta 2.6492 ile yılın en yüksek seviyesini gördü. Şimdilerde 2.55′lerdeyiz.

Kur hala ateş gibi. Oynaması tehlikeli. Çünkü belirsizlikler sürüyor.

Hikaye çok hızlı değişiyor.

Ancak buraya kadar yaşadıklarımızın maliyeti net. Dün açıklanan tüketici güven endeksine bakalım..

Dolar moral bozuyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Mart ayında önceki aya göre 3.7 puan gerileyen endeks 64,4 oldu. Bu son 6 yılın en düşüğüne işaret ediyor. Tüketici güveninin 6 yılın en düşük seviyesine inmesinde doların payı büyük.

Türkiye’de tüketici dolara hassas. Bu yeni öğrendiğimiz bir gerçek değil. Hep böyleydi…Bu aralar yüksek volatilite sadece bu durumun rakamlara çabuk yansımasına sebep oluyor.

Tüketici güvenindeki düşüşü elbette sadece dolara mal edemeyiz . Bu düşüşün altında başka gerçekler, gerçekleri ortaya koyan başka rakamlar da var.

Örneğin; sanayi üretimi Ocak ayında takvim etkisinden arındırılmış verilere göre yüzde 2,5 azaldı. Oysa beklentiler 2,1′lik bir artışa işaret ediyordu. Yıllık üretiminde sanayide en son düşüş Aralık 2012′de görülmüştü. Üretimdeki düşüşte iç talepteki azalma, yatırımlardaki istikrarsız seyir ve ihracattaki daralma etkili oldu.

İhracat toparlanamıyor

Ortadoğu’daki gerginlikler, Rusya’nın ekonomik krizi, Euro’daki düşüş derken Türkiye’nin ihracatındaki daralma artık iyiden iyiye hissedilir durumda. Ocak-Şubat aylarında toplam yüzde 6,7 düzeyinde bir gerileme var. Ocak’taki gerileme yüzde 10, şubattaki yüzde 13 düzeyinde gerçekleşti.

İç ve dış talepteki sıkıntılar yılın ilk çeyreğinde kapasite kullanımı tarafında da kendini gösterdi. Şubatta son bir yılın en düşük seviyesine (72,8) inen kapasite kullanım oranı, sanayi üretimi verisinde düşüşün devam edeceğinin göstergesi olarak görülüyor. Reel kesim güven endeksinde de önümüzdeki dönemde azalma bekleniyor. Zira Şubat’ta gelen son veri (103,4) iyimserliğin azalarak devam ettiğine işaret ediyor.

Yeni hikaye lazım

TÜİK’in açıkladığı son rakamlar 2014 yılının aralık ayına ilişkin… Aralık ayı “İşgücü İstatistikleri”ne göre, 2014 sonunda Türkiye’de işsizlik yüzde 10,9′a ulaşmış durumda.

Rakamlar kırmızı alarm veriyor. Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var. Bu hikayenin de yeni bir büyüme modeline dayandırılması gerekiyor çünkü Türkiye’nin yeni bir büyüme modeline de ihtiyacı var.

FED’in faiz artırımı kapıdayken, Avrupa bir türlü toparlanamazken, jeopololitik riskler sürerken aksi halde dayanmak zor. Dev dalgalar bizi yutmadan harekete geçmek şart!

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn2Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *