22
TEM
2016

TÜRKİYE’NİN NOTUNU KORUMASI NEDEN ÖNEMLİ?

Posted By :
Comments : 0

Moody’s, Fitch ve S&P.. . Dünyanın 3 büyük kredi değerlendirme kuruluşu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, hafta başından bu yana Türkiye değerlendirmelerini yayınlıyorlar. Fitch son gelişmelerin değerlendirileceği ve başarısız darbe girişimi sonrası kararın yerel politika tepkisine bakarak alınacağını söyledi. Türkiye’nin notunu durağanda tutuyor. Moody’s de benzer bir açıklamayla birlikte Türkiye’nin notunu ‘indirmek için gözden geçirmeye’ aldı. BloombergHT ekranlarında konuşan Moody’s Politik Analisti Lamey, kararı 1-3 ay içinde alacaklarını açıkladı. Sürpriz S&P’den geldi. S&P, Türkiye’nin uzun vadeli kredi notunu beklenmedik şekilde BB+’dan BB’ye indirdi. S&P Türkiye’yi diğer iki kuruluşun verdiği notun aksine yatırım yapılabilir seviyede tutmuyordu.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin Türkiye’nin kredi notunda indirim yapmasının ardından S&P Global Ratings Türkiye Analisti Trevor Cullinan, canlı yayında BloombergHT’nin sorularını yanıtladı. Cullinan, kararı verirken kurumsal ve politika etkinliği, ülkenin dış ekonomik durumu, mâli durumu, para pıolitikası gibi beş kritere baktıklarını söyledi. Her ülkeye aynı kriteri uyguladıklarının da altını çizdi.
Cullinan, “Türkiye’nin yatırım derecesine yönelik kararımızla ilgili en beliryelici faktör dış borç ve dış fonlama miktarı. Ülke borcu ve dış borçlar, Türkiye ekonomisinin büyüme görünümü üzerinde etkili. Türk ekonomisi çok ciddi şekilde özel tüketimden destek buluyor ve özel tüketim de bankalar tarafından fonlanıyor. Bu da bizde endişe yaratıyor” değerlendirmesini yaptı.
Mayıs’ta notun durağandan negatife dönmesinin ardından geçen sürede neyin değiştiği sorusu üzerine de “Siyasi volatilitenin bunda etkili olduğunu söyleyebilirim” dedi ve ekledi:
En çok endişe duyduğumuz konular darbe girişimin Türkiye’nin dış finansmanı üzerindeki etkisi, istikrarsızlık süreci ve volatilite. Türkiye’nin giderek artan çok ciddi dış borcu var ve bu borcun çevrilmesi zorlaştı.”
*
Türkiye’nin iç ve dış toplam borcu 410 milyar dolar düzeyinde. Bu rakamın yüzde 40’ının kamuya ait olduğu biliniyor. Özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu son rakamlarla 203 milyar dolar. Şirketlerin fonlama maliyetlerinde 100 bp, Türkiye’nin maliyetinde 70-80 bp’lik bir artıştan söz ediliyor. S&P’nin fiyatladığı “en kötü senaryo”da bu rakamların çok daha yüksek olması beklenir.
*
Piyasanın tepkisi S&P’nin not indiriminden ziyade Türkiye’ye hali hazırda yatırım yapılabilir ülke notu veren diğer iki büyükten de benzer bir karar çıkar mı endişesine oldu. TL varlıklarında sert satışlar yaşandı. CDS’ler yükseldi.
Normal koşullarda kredi derecelendirme kuruluşları değerlendirmelerini ne zaman yapacaklarına dair bir takvim açıklıyorlar. Buna takvime göre
5 Ağustos’ta Moody’s
19 Ağustos’ta Fitch
4 Kasım’da S&P var.
Kredi derecelendirme kuruluşları önceden bir takvim açıklıyor olsalar da ani gelişmeler olduğu takdirde o takvimin dışında hareket ediyorlar. Önceden takvimde belirtilmiş olan tarihler de geçerliliğini yitiriyor. Yine böyle bir durum söz konusu olabilir. İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin, “Örneğin Moody’s hafta sonu yaşanan gelişmelerden sonra belirtilen sürecin dışına çıkıldığını ifade etti. Bu da şu anlama geliyor, Moody’s normalde 5 Ağustos’ta Türkiye ile ilgili açıklama yapması gerekiyordu, bu durumda 5 Ağustos’ta hiçbir açıklama gelmeme ihtimali kuvvetli. 5 Ağustos’ta yapılacak açıklama erkene çekilmiş görünüyor”.
Aynı durum S&P ve Fitch için de geçerli. S&P bu yıl hiç aksiyon almayabilir. Zira kararını vermiş, notu düşürmüş durumda. “Yalnız negatif görünümde olduğumuz için 12 ile 18 ay arasında bir tane daha not indirimi ihtimali canlı kalacak.”
Fitch’i henüz çok konuşmuyoruz çünkü orada notumuz negatif değil durağanda. Risklere onlar da vurgu yapmış olsalar da buradaki not hareketinin diğer iki kuruma göre daha düşük bir ihtimal olduğu düşünülüyor.
*
Piyasa genellikle kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarını beklemiyor. Biraz önden giderek hızlı bir fiyatlama yapıyor. Bugün de aynı durum geçerli. Ülke risk priminin ölçülmesi açısından önemli bir gösterge olarak takip edilen CDS’lere bakabiliriz. Türkiye’den daha düşük nota sahip Brezilya ile Türkiye’nin CDS’leri yaklaşmış durumda. Rusya’ nın notu Türkiye’den düşük ama orada da CDS seviyesi Türkiye’nin altında. Bu da kredi derecelendirme kuruluşlarının bahsettiği riskleri piyasanın önemli ölçüde fiyatlamış durumda olduğunu gösteriyor.
Asıl soru belirsizliğin içine düşmüş piyasada izlenen çok hızlı ve sert tepkilerin devamı gelecek mi gelmeyecek mi? Piyasadaki durum volatilite olarak mı kalacak yoksa biz bu zayıf piyasa koşullarını uzun süre devam ettiğini mi göreceğiz? İşte bu sorunun yanıtında Moodys’in vereceği karar belirleyici bir faktör olabilir.
Diğer yandan bazı yabancı uluslararası fonların, örneğin emeklililik fonlarının Türkiye’ye yatırım yapabilmesi için Türkiye’nin minumum iki tane yatırım yapılabilir notu olması gerekiyor. Bu kriter bazı fonlar için kendi iç tüzüklerinin gereği, bazıları için de böyle bir teammül var. Türkiye şu anda biri Moodys diğeri Fitch’den olmak üzere iki tane yatırım yapılabilir nota sahip. Analistler, “Türkiye eğer bu iki nottan birini kaybederse bu otomatik bir satışa, portföylerin Türkiye’yi dışlamasına sebep olabilir” diyor. Nilüfer Sezgin ekliyor:
“Ayrıca birçok endeks var. Örneğin küresel bono yatırımcıları için oluşturulmuş endeksler var. Bu ülkeleri takip ettiğinizde gelişmekte olan ülkelerin ortalama getirisini görüyorsunuz. Bu tür endekslere dahil olabilmek için de birtakım kriterler var. Bazı endeskler için bu kriterler arasında yatırım yapılabilir nota sahip olma gereği var. Dolayısıyla not kaybedilirse bu endekslerden çıkış olacağı için yine bir portföy çıkışı yaşanabilir.”
*
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’de yaşanan son gelişmeler ve bu gelişmelerin ekonomiye potansiyel etkilerini değerlendirmek üzere 21 Temmuz 2016 Perşembe günü Türkiye saatiyle 20:00’de; BGC Partners, Credit Suisse, Goldman Sachs, HSBC ve JP Morgan tarafından ortaklaşa şekilde organize edilen uluslararası bir yatırımcı telekonferansı yaptı. 2 saat sürdüğü belirtilen telekonferansa yaklaşık 1000 kişinin katıldığı bildirildi.
Mehmet Şimşek telekonferans görüşmesinde genel olarak OHAL’in Sebebi, Amacı ve Süresi, Başarısız Girişimin Piyasalara ve Ekonomiye Etkisi, Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının Not İndirimleri gibi konulara değinmiş. Yatırımcılardan gelen soruları da yanıtlamış. Söyledikleri özetle şöyle:
“2. çeyrek büyümesi 1. çeyrek büyümesinin altında kalabilir ancak ekonomi politikalarında bir değişiklik olmayacak ve mali disiplin Türkiye için öncelikli olmaya devam edecek. Darbe girişiminin ekonomiye etkilerinin sınırlı olacak, büyümede farklı bir trend görülmesi durumunda gerekli önlemler alınacak.
Yatırım yapılabilir seviyede ülke kredi notumuzun korunması bizim için önem arz ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşların son dönemlerdeki raporlarında yer alan kurumsal yapının zayıfladığına yönelik değerlendirmelere katılmıyorum. Tam tersine bu süreçten kurumlarımız daha güçlenmiş olarak çıkacak. Kredi derecelendirme kuruluşlarını en iyi şekilde bilgilendirmek için gerekli temasları sağlıyoruz.”
Mehmet Şimşek’in açıklamaları piyasalara haftanın son işlem günü itibarıyla pozitif etki yapmış görüyor. Ama Sayın Başbakan Yardımcısı’nın da altını çizdiği ve yukarıda ekonomist ve analistlerin ifadeleriyle aktardığım üzere notumuzun düşmemesi çok ama çok önemli.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *