12
EKI
2015

Yas tutalım, hesap soralım, inadına barış diyelim

Posted By :
Comments : 0

10 Ekim 2015′te yaşadıklarımız, Türkiye Cumhuriyeti tarihine nasıl yazıldı, gelecek kuşaklar bu yaşadıklarımızı nasıl okuyacak yorumlayacak bilemiyorum, bugünü konuşacaksak eğer korkunç bir karanlık içerisindeyiz. Bu karanlık aklımızı, vicdanımızı, insanlığımızı yutuyor.
Ağzımızın tadı kalmadı. Yediğimiz içtiğimiz kursağımızda. İşimizi layığıyla yapamıyoruz. Acı her gün her yerde. Ağrı her gün hep bizimle.

Türkiye belki 50-60 yıldır “bu da gelir bu da geçer, aldırma gönül aldırma” şarkısını söylüyor. Oysa kaotik terör ortamı sürüyor ve dizelerdeki “güzel günler” hiç gelmiyor.

Son resmi rakamlarla, hayatını kaybeden 97 insanımız, yoğun bakımda hayat mücadelesi veren 58 insanımız, yaralanan yüzlercesi var. Kenetlenme üzerine sözler duyuyoruz, piyasada negatif etkilerini görüyoruz, yurtdışından taziyelerle birlikte “aman Türkiye’ye gitmeyin” çağrılarını işitiyoruz.

Sevgili meslektaşım, değerli büyüğüm Yavuz Semerci, bu sabah yayında “Terörü durdurabilecek temel mekanizma devletin yapısıdır” dedi. Haklı.
Dünyanın gelişmiş memleketlerinde gördüğümüz “amasız kınama” refleksini biz de görmeliydik. Oysa altımızdaki zemin o kadar kaygan ki, çatlaklar öyle büyük ki… Müthiş bir ötekileşme yaşıyoruz. Sadece siyasi partiler değil insanımız da bizzat yangına körükle gidiyor. Acı üzerine siyaseti bile anlayabiliyor insan da bu vatanın üzerinde yaşayanların bu kadar büyük acıya rağmen bu kadar politik bir tutum takınması neden?

İnsanlar takım tutar gibi siyasi parti tutuyor. Son yaşadığımız olayda tuttukları siyasi parti bu işten zarar görmesin diye akıldışı, vicdandışı, ahlakdışı yorumlar görüyoruz. Herkes birbirini hedef gösteriyor, kimse elini taşın altına koymuyor.

Bu travmayı, yaşadığımız bu sıkıntıyı aşmanın yolu ne istikrar deyip üzerini örtmek ne güvenlikçi politikalarla herkesin tepesine binmek ne muhaliflerin sesini kısmak olmalı. Güçlü devlet, güçlü istihbarat, güçlü asker ama aynı zamanda, hatta daha çok güçlü demokrasi ve hukuğa ihtiyacımız var.

Barış ancak demokrasi ve hukukla mümkün.

İşte bu yüzden barış istemeli, acılarımıza yas tutmalı ve hesap sormalıyız.
Biz hesap soracağız, yönetenler hesap verecek, sevsek de sevmesek de muhalif ya da değil herkesin hak ve özgürlükleri korunacak.
Başka türlü bu yangın sönmez.

Başımız sağolsun.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *