15
ARA
2016

YENİ BÜYÜME HESABI NE ANLATIYOR?

Posted By :
Comments : 0

Bu hafta TÜİK, Türkiye ekonomisinin 3. Çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. TÜİK’in açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 3.çeyrekte yüzde 1,8 oranında daraldı. Bu dönemde hane halkı tüketim harcamaları yıllık bazda yüzde 3,2 oranında daralırken devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 23,8 oranında büyüdü. Net dış talep büyümeyi aşağı çekmeye devam ederken iç talepteki daralmayı güçlü kamu harcamaları sınırladı.
3. çeyrekte daralma bekleniyordu ama gelen rakam beklentilerin üzerinde oldu. Yine de asıl büyük olay verinin, “yeni seri”ye göre hesaplanmış olmasıydı.
TÜİK milli gelir hesaplamasını değiştirdi. TÜİK’in daha önceki hesaplama sistemine göre belirlenen 2015 yılı kişi başına milli gelir 9 bin 130 dolardı. Yeni hesapla bin 884 dolar artış gösterdi ve 2015 yılı itibariyle 11 bin 14 dolar seviyesine çıkmış oldu.
Aslında teknik olarak yeni yöntem Türkiye ekonomisinin nabzını daha iyi tutuyor, uluslararası standartlara yakın. Örneğin geçmişte kullanılan serilerde inşaat’ın ağırlığı yeni serideki ağırlığından daha düşüktü. Bu, büyüme modeli açısından tartışılabilir ama teknik olarak inşaat sektörünün Türkiye ekonomisindeki yeri yadsınamaz.
Yeni yöntemle hesaplanan veriler büyüme rakamlarını da değiştirdi. 2016 ilk yarıdaki büyüme hızı daha önceki yüzde 3,9 seviyesinden yüzde 4,5’e yükseltildi. Bununla birlikte, 2015 yılı için eski seride yüzde 4,0 olan büyüme oranı yüzde 6,1’e revize oldu.
Piyasa oyuncuları, ekonomistler, istatistiki verilere göre hesap yapan herkesin kafası karışmış durumda. Ekonomist Ege Yazgan, TÜİK’den hesaplamayla ilgili daha detaylı açıklama yapılması gerektiğini söylüyor. Yazgan, “Sonra da bugüne kadarki analizlerimizi oturup yeniden yapmamız gerekecek” diye konuşuyor. Piyasa oyuncularının raporlarında, revizyonların Türkiye’nin mevcut makro büyüklükleri açısından daha iyi bir tablo ortaya koyduğuna işaret edilirken, geleceğe yönelik büyüme dinamikleri açısından isabetli bir değerlendirme yapabilmek için yapılan metodoloji değişikliklerini de göz önünde bulundurmak gerekliliğine dikkat çekiliyor.
Günün sonunda Türkiye verilerde revizyonu ilk kez yapmıyor. 2008 yılında da benzer bir revizyon yapılmış, milli gelir bu revizyonla yüzde 30 oranında (bugünkü oran yüzde 20)) yukarı yönlü değişmişti. Piyasanın o zamanki tepkisi; özellikle Türkiye’ye sıcak para getiren fonlar açısından çok da negatif olmamış, revizyonlar sindirilmişti. Beklenti şimdi de en azından belli bir süre bu verilerin inceleneceği, ilginin artabileceği, klişe tabiriyle “Türkiye’nin potansiyeli”nin daha yüksek olduğu görüşünün benimseneceği yönünde. Bu süre ne kadar diye soracak olursanız Mart 2017’ye işaret edebiliriz. Zira 4. Çeyrek verileri o zaman açıklanacak. İşte o zaman da bugünkü gibi örneğin mevsimsellikten arındırılmış veriler açıklanmaz, izahat daha detaylı iletişim daha kuvvetli olmazsa işte o zaman sıkıntı büyük olabilir.

PaylaşTweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on Facebook0
Hande Demirel
Yazar Hakkında
Gazeteci, yazar, televizyoncu. BloombergHT'nin ekran yüzü.

Yorum Yap

*

captcha *